Yenice haber ve yaşam portalı

Bilgi Köşesi

Ad Sponsor

Haber Kategorileri

Online Olan Üyeler

  • Bugün giriş yapan üye bulunmamaktadır.
Toplam Online Üye: [0]

DOĞA YÜRÜYÜŞÜ VE YENİCE

Yenice’de bir “Doğa Yürüyüşü” daha gerçekleştirildi.

14.Doğa Yürüyüşü yapılmamıştı.

Sayarken sayı atlanmazmış.

Arada bu şenliğin bir dişi kırılsa da, yeni bir şenlik daha yapıldı.

Bu etkinliğin tam adı şöyle; ”Yenice Kazdağ Doğa Yürüyüşü ve Şenlikleri”

Kazdağları’nın etrafında birçok yerde şenlikler yapılmakta, insanlar eğlenmekte.

Sözde, doğaya sevgi gösterileri yapılmakta.

“Doğa ile insan” arasındaki ilişkinin önemi herkesçe bilinen bir gerçek.

Kazdağları’nda maden aramaları ile ilgili birçok şirketin faaliyetlerini biliyoruz ve basından izliyoruz.

Kazdağları’ndaki maden aramaların başında, “siyanürle altın elde etme çalışmaları” gündemi meşgul etmekte.

Çevreciler eylemler yapmakta.

Kazdağları’na Dünyanın dikkati çekilmekte.

Vatandaş, siyanürü ya da doğaya bırakılan artık maddeleri bir dilim peynir zannetmekte.

En çömert davranan doğa bile yavaş yavaş ölmekte, biz insanlarda eğlenceler düzenlemekteyiz.

“Kazdağları Bozulmasın” denildiğinde ortada birkaç kişi var sadece.

 Kaz Dağları ve Madra Dağı’ndaki altın arama faaliyetlerini önlemek amacıyla bölgede yer alan ilçe ve beldelerinin ortaklaşa kurdukları “Madra Dağı ve Kaz Dağları Belediyeler Birliği,” içinde Yenice Belediyesi ve diğer belde belediyelerimiz var mı acaba?

Bilemiyorum.

Şunu biliyorum.

15.yıl içerisinde yapıla gelen etkinlikler içinde “Çevre” hiçbir zaman önemsenmedi.

“Çevre bilinci” oluşturulamadı.

Sadece, gösterilen yerlerde yürüdük.

“Mahmutoğlu Çeşmesi’ne” çıkamaz hale geldik.(Çok yürüdük,dermanımız tükendi.)

Yedik içtik.

Eğlendik.

Geriye çöpler bıraktık.

Bu yılda Yenice’nin su deposunun etrafındaki ağaçlara, “plastik bardaklar ve tabaklar” astık.

Hiç dokunmadan ekmekleri çöpe attık.

Bazılarımızda ceplerimize, koynumuza ayranlar doldurup sıvıştık.(Yalan diyen varsa, fotoğraflarını çektim.)

Bütün bu hareketlerde suçlu kim?

Belediye mi?

Hayır.

Bireysel olarak Yenice’yi oluşturan;

“Sen

Ben

O.

Bizler, sizler.

Onlar.

He-pi-miz.”

Doğa çok cömert. Bize darılmadan, her şeyi armağan ediyor.

Bizler doğaya gereken saygıyı gösteriyor muyuz?

Zannetmiyorum.

*

Ben gördüklerimi yazarım.

Bazıları benim yazılarımdan gocunabilir.

Gocunmasınlar. Doğru iş yapsınlar. Bende güzel şeyler yazayım.

Yenice Meslek Yüksek Okulu’nun “Geleneksel El sanatları Sergisini” gezdim.

Dar bir alanda, minik bir sergi açılmış. “Yerim dar ya da yenim dar” gibi bir şey olmuş.

Defile beni ilgilendirmez. Defile yapılırken orada olsaydım, gidip izlemezdim.

Sergideki “geleneksel” kelimesinin yüklendiği anlam ve mana beni ilgilendirir.

Bu anlamın odak noktası da, “Yenice’dir”.

İlk baştan serginin girişinde sağda ve solda yer alan tablolara baktığımda, uçtum ben.

“Nuri İyem” taklidi iki tablo görünce üzüldüm.

Bu kadar kötü kopya olmaz.

Hem böyle bir sergide, ressamları taklit etmenin ne anlamı var?

Nuri İyem’in Yenice’de ne işi var?

Önceki yıllarda da Osman Hamdi Bey gelmişti Yenice’ye. Kaplumbağaları terbiye ediyordu.

Bu tabloların Yenice ile ne ilgisi var?

“Öküz arabasını ya da feraceli bir kadını” çizseniz olmaz mı?

“Biber toplayan genç kızları” çizin.

“Salça kaynatan ninemi” çizin.

“Keşkek kazanlarını” çizin.

Yenice’de konu mu yok?

Karanfilli ebrular.

Osmanlı minyatür örnekleri.

Tabak ve hazır ahşap tepsi boyamaları.

Yastıklar.

Etaminler.

Havlu kenarları.

İçleri boyanmış tabaklar.

İncik boncuk.

Çiniler gördüm. Etiketleri önceki yıllarda yazılmış gibi geldi bana.

Nerde pişirildiğini bilen birisi bile yok.

Yenice’nin en yakın köylerindeki bazı kişiler ve yemeklerle ilgili tanıtım afişleri yapılmış.

Ben ”Demirciler demir döver” diye bir yazı yazmıştım. “Bizim gaplar galeyli” diye de yazdım. “Eskiciler” diye yazdım.

Ben sergide, Yenice’ye ait hiçbir şey görmedim.

“Çok satış yaptık” dedi bir öğrenci.

Doğrudur. “Çerçilerde çok satış yapar.”

Bu durum “çerçilerin sanatçı olduğunu” gösterir mi?

Yenice’de el sanatları bölümünde az öğrenci varken, çok büyük işlerin yapıldığını biliyorum. Gördüm çünkü.

Şimdi öğrenci çok.

“Geleneksel hiçbir şey yok.”

Bilim “şüphe” ile bulur gerçeği.

Sanat, eleştiri ile gelişir.

Eleştiriye tahammülü olmayanlar, sanatçı olamaz.

Bu böyle biline.

*

Yenice’yi çok seviyorum.

Bahar, Yenice’nin yine başını döndürmüş.

Benim başım, hepten dönüyor.

Yenice’nin farklı bir yeşili var.

Bu yeşillik insana huzur veriyor.

Doğa Yürüyüşü’nün yapılacağı zamanla, ülkemizde yapılacak genel seçimin çakışması ilginç bir hava katmış Yenice’ye.

Partilerin bayrakları birbirine karışmış.

Şenlik içinde şenlik var sanki.

İnsanların birbirlerine karşı olumsuz hiçbir hareketleri yok.

Kimse ateşli tartışmalar yapmıyor.

Kimse birbirini kıracak hareketlerin içine girmiyor.

Kısacası, insanlar siyaset konuşmuyor.

Konuşsalar da abartmıyorlar.

Çok güzel bir şey.

*

Marmara Parkı önünde toplanan insanların azlığı dikkatimi çekti. Önceki yıllardaki katılımları gözümün önüne getirerek söylüyorum.

Dışarıdan gelen misafirler çok az.

Demek ki, tanıtımda bir sorun var.

“Kale’nin Sesi Gazetesi” dışında basından kim vardı?

Galiba yoktu.

Bence, tanıtım konusunda bir eksiklik var.

*

Otobüsün içinde yarım saat bekleyince yürüyüşe gitmedim. Otobüsün içi fırın gibi oldu, otobüstekiler ekmek. İndim otobüsten. Gittim Yeşilyurt İlköğretim Okulu’nun üst dirseğine, su deposuna kısacası “Yukarı Yenice” yönüne giden araçlara el etmeye başladım.

Elliden fazla araç geçti. Kimse beni almadı. Gözümde güneş gözlükleri vardı. Sarıçayır’dan bir arkadaş aldı beni taksisine.

Havuzun başında, tanıdığım kişilere beni niye almadıklarını sordum.

“Tanımadık” dediler.

Asıl tanımadıklarınızı alınki, adam olduğunuz ortaya çıksın. Adınız böyle bir günde çıkmasın dokuza. Vallahi inmez sekize. Uyanıklar sizi.

*

Eskiden geceleri giderdim havuzun yapıldığı yere. Gece Yenice’yi seyrederdim.

Piknik yapardık, Cumhuriyet İlköğretim’deki öğrencilerimizle.

Yenice’yi en güzel gören yere bir havuzun yapılması güzel bir şey.

O bölgede Yenice’nin geçmişine şahitlik eden çok yaşlı kestane ağaçları vardır.

1950’li yıllarda, yüzme havuzunu olduğu yer ve çevresi, Yenice’nin ileri gelenlerinin piknik yapıp eğlendikleri yerlermiş.

Geceleri lüx lambası ile oturup, keyif çatanlar bile olurmuş.

O günlerden, bu günlere.

Bazıları ”Pomak çocuklarına” belediye havuz yaptırıverdi/ İki ayda burasını yıkarlar, yazık paracıklara deseler de...

Kulağım duymaz, böyle şeyleri.

İyi bir planlama ve kontrolle insanlar her şeyi öğrenirler ve uygularlar.

Yapanın, yaptıranın ellerine sağlık.

Kapalı sistem sulamaya kimse itiraz edemez.

İdris Dayı Çeşmesi bile bir başka güzel olmuş.

“Yenice için kim bir çivi çakmışsa, ben alkışlarım.”

*

Yüzme Havuzu önündeki meydanda, mini bir konser vardı. Meydandaki nisanların ilgisizliği dikkatimi çekti. Sanki insanların eğlenmekten çekinir gibi, bir halleri vardı. Taner ve Fahrettin şarkılarıyla çok etkili olamadılar.

Doğa Yürüyüşü’nün en önemli konuğu Çanakkale Valisi Sayın Güngör Azim Tuna’ydı.

Milletvekillerini, siyaset olmasın diye yazmıyorum.

Çanakkale’nin ilçelerinden göze batan bir misafir topluluğu yoktu. İlçe kaymakamları, belediye başkanlarının hepsi gelmese de, bazıları gelirlerdi eskiden.

Belde belediye başkanları ortalarda gözükmediler.

Gelen olmuştur, ben görmemişimdir.

*

Akçakoyun Yibo öğrencileri ile Edremit-Havran yöresinden gelen güreşçilerin gösterisi oldu, “Camlı Kahve” önünde.

Hiç hoşuma gitmedi. Dökülüyordu çocuklar. Kimisinin mayosu, kimisinin ayakkabısı yoktu.

Benim dikkatimi çekti, inşallah başkalarının da çekmiştir.

Milli Hakem ve çalıştırıcı İsmail Kurttürk’ün zor şartlarda uğraş verdiğini biliyorum.

Çan’daki, Lapseki’deki, kısacası Çanakkale yöresindeki öğrenciler davet edilseydi. Daha heyecanlı güreşler olurdu.

*

Gelelim şimdi konsere.

Programda ”Ücretsiz halk Konseri” yazmışlar.

Bu güne kadar hiç paralı olmadı bu konserler.

Ses düzenini kuran firma, sahneyi de oluşturduğu için güzel bir uygulama.

Gecede, çok düzenli, taşkınlık yapmayan bir seyirci vardı.

Sahnenin arkasında bile taşkınlık yapan kimsecikler yoktu.

Dedim ki; ”Bu Yenicelilerin başına taş mı düştü?”

Sahnenin önüne hücum eden kimsede olmadı.

“İşte seyirci bu!” dedim.

Birde şarkılara türkülere katılım olsaydı. Daha güzel olurdu.

Coşku yoktu.

Sanki insanlar eğlenmek istemiyorlar gibiydi. Belki de ben öyle hissettim.

Kültür Bakanlığı eskiden sanatçı gönderirdi. Şimdi niye yok?

Eskiden okullar, birer etkinlikle destek verirlerdi bu şenliğe. Yine okullar olmalı bence.

“Berna” adlı şarkıcını bir klavye ile konser vermesi, kesinlikle coşturamaz insanları.

Ben karşımda en az on kişilik bir orkestra göremeyince, canlı konserlerden bir şey anlamıyorum.

Resital değil ki bu.

“Gülay” kendisini kanıtlamış birisi.

Sahnedeki duruşunun çok ciddi olması, seyircileri donuklaştırdı bence.

“Halkalı şeker” türküsü bile coşmak için yeterli gelmedi.

Gülay’ı da canlı izledik ya!

*

Halk Eğitim Merkezi’nin düzenlediği “Bindallı Yarışması” olmuş.

Bu yarışmada, dereceye giren giysileri gördüm. Resimlerini çektim. Son dönemlerde ilgilendiğim “Çeki Üzerine Baş Bağlama Şekilleri” konusunda kaynak kişilerden bilgiler edindim.

Yöresel kıyafetlerin özendirilmesi ve tanıtılması açısından önemli bir gelişme, bu etkinlik.

En iyi bindallıyı seçen jüriyi merak etsem de, kimseye sormadım.

Kına gecelerinin vazgeçilmez giysisi, bindallı üzerine çalışmalar yapmak güzel bir şey.

Köylerde sandıklarda, birçok eski bindallılar olduğu bir gerçek.

Yenice’nin kültürü hâlâ sandıklarda gizli duruyor.

Yenice’de bu kültür hazinelerini ortaya çıkaracak kurumlar. Kurumların başındaki sorumlular, bu görevler sizin..

Çalışın, ortaya çıkarın, yapın.

Güzel şeyler yapın.

Sizi bir takdir eden bulunur.

*

Doğa Yürüyüşü’nün 15.yılı da bitti.

Fidanlar ağaç oldu.

Çocuklar delikanlı.

Kızlar evlenecek yaşa geldi.

Bizler biraz daha yaşlandık.

Yenice, hep delikanlı.

Delikanlılar coşkulu olur.

Yiğit olur.

Coşkuyu, biraz daha arttıralım Yenice.

Yeni bir baharda, daha coşkulu buluşalım.

Hoşça kal Yenice!

Şuayip Odabaşı

« Geri Yukarı Facebook'ta PaylaşYazar'a Mesaj Gönder

Sende düşünceni yaz

Yorum yazabilmek için lütfen sağ köşeden giriş yapınız.