Yenice haber ve yaşam portalı

Bilgi Köşesi

Ad Sponsor

Haber Kategorileri

Online Olan Üyeler

  • Bugün giriş yapan üye bulunmamaktadır.
Toplam Online Üye: [0]

KADER ALLAH KATINDA YALNIZCA TEK BİR ANDIR

Kuran ayetleri, zaman kavramının algıyla değişkenlik gösterebilen bir kavram olduğunu bildirmektedir. Yani zaman, bilimin de ortaya çıkardığı gibi göreceli bir kavramdır. Örneğin bize milyarlarca yıl süren bir zaman, Allah Katında yalnızca bir andır. Allah, bu konuya Kuran’ın pek çok ayetinde değinerek insanlara öğütle hatırlatmalarda bulunmaktadır:
Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: ´Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?´ Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: ´Ne kadar kaldın?´ O: ´Bir gün veya bir günden az kaldım´ dedi. (Allah ona:) ´Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?´ dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: ´(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, herşeye güç yetirendir.´ (Bakara Suresi, 259)
Zamanın izafiyeti konusu çok önemlidir. Hatta kaderin idrakı açısından da büyük önem taşımaktadır. Çünkü Allah, geçmiş ve gelecek tüm olayları kapsayan kaderi tek bir anda yaratmıştır. Bunun diğer bir anlamı da, kaderin Allah Katında yaşanmış ve bitmiş olmasıdır. Gelecek olaylar yalnızca insanlar için yaşanacak olaylardır. Bunun nedeni insanların Allah’ın yarattığı zamana bağlı olarak yaşamalarıdır. Allah ise zamandan ve mekandan münezzehtir. Nitekim insanlar, gelecek olayları hafızalarına verilen bilgiler olmadığı sürece bilemezler.
Allah, her şeyi başı ve sonu belli bir kader olarak yaratmıştır. Bu nedenle de Allah Katında her olay başı ve sonu belli tek bir andır. Örneğin Hz. Yusuf (as)’in kuyuya atıldığını Allah, daha Hz. Yusuf (as) doğmadan önce bilir ve tüm bunlar O’nun Katında tek bir andır. Yani, bir insan yaşantısını vizyona yeni girmiş bir film olarak düşünürse, o insan film şeridi ilerlemedikçe gelecek yaşantısını göremez ve bu şeridi ileri alması da imkansızdır. Allah ise, bu film şeridini başından sonuna kadar tek bir anda görür ve bilir. Aslında bu filmi tüm ayrıntılarıyla yaratan ve tek bir an olarak sarıp kuşatan Allah’tır. Bu gerçek, Allah’ın Hafız (muhafaza eden, koruyan) sıfatının tecellilerindendir. İnsanlar bu olayları ancak zamanı geldiğinde yaşarlar ve Allah’ın mükemmel kaderine şahit olurlar.
Ayrıca geçmiş ve gelecek olayların Allah Katında tek bir an olması bize, insanların kayıtsız ve şartsız kaderlerine teslim olduklarını gösterir. Yani insanların geleceklerini değiştirebilmeleri söz konusu değildir. Çünkü geçmişleri gibi gelecekleri de yaşanmış ve bitmiş olaylardır. Örneğin hangi tarihte hangi okula gidecekleri, hangi mesleğe sahip olacakları, hangi yolları tercih edecekleri gibi her şey bellidir ve değiştirilemez. Dolayısıyla insanların gelecek kaygısı ya da korkusu gibi duygular hissetmesi boş yeredir. Ne yaparlarsa yapsınlar insanların kaderlerini değiştirebilme imkanları yoktur.
Burada, yanlış bir kader anlayışından kaçınılması gerektiğini hatırlatmakta da yarar var. Çünkü bazı insanlar, “kaderimde ne varsa o olacak, bu yüzden bir şey yapmama gerek yok” mantığı ile hareket ederler. Tüm olaylar detaylarıyla birlikte yaşanmış ve bitmiştir. Ancak, Allah insanlara olayları kendi karaları doğrultusunda değiştirebilirlermiş gibi bir his verir. Örneğin insanlar, sabah erkenden kalkmak istediklerinde bunun için “kaderimde yazılmışsa kalkarım” diyerek uyumazlar. Bunun için saati kurarlar ve sabah kalkarlar. Ancak, bunun kendi iradeleri ile gerçekleştiği hissine kapılırlar. Oysa kendi aklı ve gücü ile yaptıklarını zanneden bu kişiler, çarpık kader anlayışına sahip olanlar kişilerdir. Allah’a ve O’nun kaderine teslim olmuş kişiler ise tüm bu olayları kendi yaptıkları hissetmelerine rağmen, her şeyin Allah’ın dilemesi ile gerçekleştiğinin şuurundadırlar.
Kadere iman eden bir insan başına olumsuz olarak ne gelirse gelsin üzülmez, tam tersi mutlu ve huzurlu olur. Ayrıca kendisine verilen nimetlerden ve güzelliklerden dolayı da şımarmaz. Karşılaştıkları bütün bu olayların Allah’ın dilemesi ile gerçekleştiğini bildiğinden daima teslimiyetli ve tevekküllüdürler. Örneğin teslimiyetli bir insan, hasta olduğunu öğrendiğinde Allah’a karşı son derece tevekküllüdür. Çünkü Allah’ın bu hastalığı, kaderinde hayırla yarattığını bilmektedir. Asla “kaderimde iyileşmek varsa zaten iyileşirim” diye tedbirsizlik yapmaz. Bunun için doktora gitmek, tedavi olmak gibi tüm tedbirleri alır. Bunları yaparken iyileştirecek olanın yine Allah olduğu ve bunu kaderinde dilediyse gerçekleşeceğini asla unutmaz.
“Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah´a göre pek kolaydır. Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah´ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.’’ (Hadid Suresi, 22-23)

Banu Gülen

« Geri Yukarı Facebook'ta PaylaşYazar'a Mesaj Gönder

Sende düşünceni yaz

Yorum yazabilmek için lütfen sağ köşeden giriş yapınız.