Yenice haber ve yaşam portalı

Bilgi Köşesi

Ad Sponsor

Haber Kategorileri

Online Olan Üyeler

  • Bugün giriş yapan üye bulunmamaktadır.
Toplam Online Üye: [0]

KURAN’DA AKLIN TANIMI VE BU YETENEĞE SAHİP OLANLAR

“İşte bu (Kur´an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O´nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır.” (İbrahim Suresi, 52)
Akıl, toplumda genel olarak zeka seviyesinin ifadesi için kullanılan sözcüktür. Ancak bu iki kelime birbirinden tamamen farklıdır. Akıl, zekadan daha üstün bir seviyede ve çok daha derin bir kavrayış yeteneğidir. Sonsuz akıl sahibi olan Allah, aklın ne olduğunu Kuran’da bildirir.
Kuran’da, aklın, insanlara üstün bir yaşam şekli, çok ileri bir anlayış ve derin düşünebilme yeteneği kazandıran büyük bir nimet olduğundan bahsedilir. İnsanın yapması gereken Kuran’dan aklın ne olduğunu ve nasıl sahip olunabilineceğini öğrenmektir.
İnsanlar, aklın sahip olduklarının ötesinde bir anlayış gücü olabileceğini düşünmez ve doğuştan kazanılan bir yetenek olduğunu zannederler. Oysa akıl Kuran’a göre, Allah korkusu ve Rabbimiz’in Kuran’la bildirdiği hükümleri yerine getirmekle kazanılan bir özelliktir. Ancak insanlar bu kadar büyük bir nimetin kolaylıkla sahip olunabileceğinden habersizdirler.
Zeka, beynin öğrenme, anlama, soyut düşünme, sebeplendirme, planlama, problem çözme gibi zihinsel işlevlerine verilen isimdir. Daha önce karşılaşmadığımız ya da aniden karşımıza çıkan olaylara uyum sağlanabilmesi, beş duyunun kullanılabilmesi, detaylara dikkat edilebilmesi gibi kavramlar hep zeka ile gerçekleştirilir. Örneğin; güçlü bir hafızaya sahip zeki bir kişi olayların girift noktalarını görebilir. Pratik zeka sahibi bir kişi ise olaylara pratik çözümler bulabilirler. Zeki bir insan, kendisini eğiterek edindiği bilgi ve birikimler ile bir şeyler kazanabilir. Ancak sahip olduğu tüm bunlar öğrenmeye, ezbere ve deneyimlere yöneliktir. Dolayısıyla bu kişi, belirli bir noktada tıkanıp kalabilir ya da başladığı bir işe çözüm getiremeyebilir.
Akıllı bir insan ise zekanın sağladığı özelliklerin yanında, zeki bir insandan farklı olarak kavrayış yeteneğine sahiptir. Akıl sahibi bir insan, ilk kez karşılaştığı bir olaya, eğitimi ve deneyimi olmadığı halde yıllarca eğitimini almış insanlar gibi hatta onlardan daha keskin, isabetli ve pratik çözümler bulabilir. Gerekirse konuda en deneyimli kişiyi bularak yapılması gereken işi ona yaptırır ve yine en isabetli sonuca ulaşmış olur. Akıl, insanın tüm yaşantısına hakim olan, insana zekanın daha ötesinde bir anlayış kazandıran, derinlik ve daima çözüm getiren bir yetenektir.
Sonuç olarak akıl, Allah’ın Kendisi’ne samimice yönelen ve her işte vicdanını kullanan kullarına doğru olanı ilham etmesidir. İmanla gelen bu özellik, kişinin doğruyu yanlıştan ayırabilmesini sağlar. Dolayısıyla kişi, hayatının her anında Allah’ın ilhamı ile doğru şekilde düşünebilir, en iyi değerlendirmeyi yapabilir, en isabetli kararı alabilir ve en hikmetli sonuca ulaşabilir. Hatta ileriye yönelik, uzun vadeli işlerde dahi detaylıca düşünebilir, karşılaşılabilecek durumları önceden tespit edebilir ve kusursuz planlamalar yapabilir. Dahası karşılaştığı olaylar sonucu elde edindiği deneyimlerini de en iyi şekilde değerlendirebilir ve en akılcı şekilde kullanabilir. Bu kişi olayları daima temiz bir akılla değerlendirdiği için gösterdiği her tavır ideal, yaptığı her iş hayırlı, konuştuğu her söz ise hikmetlidir.
Akıl, bütün bu özelliklerin yanında ayrıca kişinin ruhunda, yaratılan güzelliklerden çok daha fazla zevk alabilmesini sağlayan derin bir özellik kazandırır. Aslında aklın insana kazandırdığı özellikleri kısıtlamak mümkün değildir. Çünkü akıl, kişinin yaşamının her anında kendini belli eden bir ayrıcalıktır. Dahası Allah’ın kullarına lütfettiği bir üstünlüktür.
Bu üstünlüğü insana kazandıran ise sadece samimiyeti ve imanıdır. Yüce Allah, iman edip Kendisi´nden korkup sakınanlara bahşettiği bu anlayışı Kuran’da şu şekilde bildirir:
“Ey iman edenler, Allah´tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal Suresi, 29)

Banu Gülen

« Geri Yukarı Facebook'ta PaylaşYazar'a Mesaj Gönder

Yorumlar

  • Fidan Kaya

    2011-03-15 22:56:36

    Yazınızı okuyana kadar bende akıl ve zekanın aynı olduğunu düşünüyordum. Dikkatlice yazınızı incelediğimde aklın çok farklı olduğuna kanaat getirdim. Yazınızdaki ayetler gerçekten çok dikkatimi çekti. Özellikle “İşte bu (Kur´an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O´nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır.” (İbrahim Suresi, 52)ayeti dikkatimi çekti. Çünkü bu ayetteki "TEMİZ AKIL SAHİPLERİ İYİCE ÖĞÜT ALIP DÜŞÜNSÜNLER" ifadesi aklın bilinenlerden ayrı bir özellik olduğunu vurgulamaktadır. Banu Hanım ben yazınızı beğendim. Kaleminize, yüreğinize sağlık... :)

  • mehmet polat

    2011-03-08 23:54:28

    bu millet ne çektiyse hep gülen'den çekti..allah bizi gülen'den uzak tutup. ağlayan kullarından kabul eylesin..taraflı yazılar yazıyorsun.. 1... hep dini konuları öne sürüp.. planlaranıza kılıf dikiyorsunuz..2...ulan bu milleti siz bu kadar öküzmü sanıyorsunuz..3...sizin başınız sözde dinci.. hacıya gitmiyor..sözde milliyetçi vatana dönmüyor.. üstüne üstelik diyor ki kuranı kerim'in ayetleri çok ağır.. zoruna gidiyorsa bırak müslümanlığı kardeşimm... allahın saflarını bari cemaatim diye kullanma..

Sende düşünceni yaz

Yorum yazabilmek için lütfen sağ köşeden giriş yapınız.