Yenice haber ve yaşam portalı

Bilgi Köşesi

Ad Sponsor

Haber Kategorileri

Online Olan Üyeler

  • Bugün giriş yapan üye bulunmamaktadır.
Toplam Online Üye: [0]

MUTLULUĞUN SIRRI SEVMEKTİR

Victor Hugo, "Sefiller" adlı kitabında,"Gülmek için mutlu olmayı beklerseniz, belki hiç gülemeyeceksiniz" der.

Mutluluğun sırrı sevmektir, haz duymaktır, ama sevgi olmadan nasıl mutlu olacağız? Mutluluğa götüren en önemli unsur sevgidir. Ayrıca yaptığımız spor, sinema, ya da satın alma imkanı verdiği için para veya siyasi iktidar ya da buraya yaklaşma arzusu içinde siyaset… Hangisi bizi mutlu kılıyorsa, nazarımızda en büyük sevgi odur. Önemli olan kendi mutluluğumuz için başkalarını mutsuz etmemektir. Mutlu olmadığımız halde, gerçek olmayan gülücükler saçmak yerine, dürüst davranıp, kendi benliğimizde mutluluğu ve mutsuzluğu ayırt edebilmektir.

Düşünün, gerçekten insan, mutlu olduğu zaman mı gülüyor, yoksa gülmesi gerektiği zaman mı gülüyor. Hangi durumda kendisine karşı dürüsttür? Evet mutluluk vardır ama, nerede, ne zaman, kiminle, nasıl gelir buna önceden karar verilemez. Çünkü, bizi, o haza götüren doneleri yakaladığımız zaman, geçici bir hazla avunuruz, o da geçicidir. Ondan sonra yeni bir hazın peşinden koşarız. Ya da ona sıkı bir şekilde sarılır, onu kaybetmek istemeyiz. Kaybettiğimizde de içinde bulunduğumuz reel olmayan mutluluğun yerine yeni bir arzu ve istekle arayışa gireriz. Ve bu hep devam eder.

Sizi de ilgilendiren bir karar, sizin olmadığınız bir platformda aleyhinize alınırsa, mutsuz olmaz mısınız? Dolayısıyla kendi istediği salt mutluluk peşinden koşan kişi, zan altındadır. Kendini aldatmaktadır, asıl mutsuzluk budur. Çünkü salt bir özgürlük yoktur. Özgürlükler, yaslarla, toplumsal düzenlemeler şeklinde sınırlanmıştır. Bu nedenledir ki, toplumun bireyi olan kişi, toplumsal yasalara uymak zorundadır ve belki onu mutluluğa götüren şey, yasayla sınırlanmıştır. Bu bağlamda salt mutluluk da, salt özgürlükte olduğu gibi, ancak düşüncede yaşanabilir. Her zaman sadece ve ya sırf kendisi için kendini sevmek, bir deneyim ve tehlikedir. Yoksa, bizden neden komşumuzu da sevmemiz istensin ki?.

Mutluluk, varmak istediğimiz hedef olmamalı, gittiğimiz yol olmalıdır. Çünkü, varılan her hedeften sonra yeni biri amaçlanacaktır. Ama gidilen yolda var olan güzellikler mutluluğu daha da önemli kılmaz mı? Bulduğumuza sevinelim, bulmadığımızı da ideal olarak görmeyelim. Çünkü, ideal şartlar altında yaşamak kişiyi mutlu etmez. Önemli olan onun felsefesini yakalamaktır. Sonuçta, mutluluk ve mutsuzluk çelişki arz eden iki kavram. Bu iki kavramın çatışmasından hangisi galip gelir, onu da bireyin kendi dünyasında çözüme terk edelim. Zaten birey kendi dünyasında çatışma halinde değil midir?

 

Fuat Üstündağ

« Geri Yukarı Facebook'ta PaylaşYazar'a Mesaj Gönder

Sende düşünceni yaz

Yorum yazabilmek için lütfen sağ köşeden giriş yapınız.